Yeni nesil ve iş ortamlarının değişimi

Uzun süredir aklımda olan bir konuydu;  ne olacak iş hayatında bu yeni nesilin hali, ya da ne olacak yeni nesil ile bu iş hayatının son hali mi desem…Yeni nesil derken özellikle 85-86 doğumlular ve sonrasını kastediyorum (Y kuşağının bir kısmı ve Z kuşağının tamamı). Çünkü bu arkadaşlarla konuştuğumda onları gözlemlediğimde, şu anda iş yaşımını domine eden 70-84 yılları arasındaki kuşağa göre çok farklılıklar gösteriyorlar.Sanırım bu duruma,  internetin ve globalleşmenin kişiliklere olan etkisi diyebiliriz…

Sektörde olan senior çalışanlara göre hayattan bekledikleri dolayısıyla iş hayatından bekledikleri bayağı bir farklı. Örneğin geçenlerde iş görüşmesine giden bir arkadaşımın kardeşinin, gece dışarı çıkarken jöle ile saçlarına verdiği stili bozmadan görüşmeye gittiği için karşısındaki kişi tarafından pozisyona “uygun” bulunmayışı, beklentilerdeki farklılığı göstermek için yeterli. Özellikle Telekom, Bankacılık, Bilişim sektörlerinde takım elbise ve benzeri tek tip “efendi” giyimler  uygun görüldüğü için, önümüzdeki dönemlerde bu genç arkadaşlarımızın kendi tarzlarını korumak adına geleneksel firmaları sancılı bir değişime zorlayacaklarına eminim. Özellikle yerel firmalar ya değişecek ya da özgür ve yaratıcı düşünebilen bu arkadaşları uluslarası rakiplerine kaptıracaklar.

Düşünsenize sürekli gezmek, yeni yerleri, ortamları keşfetmek isteyen bu özgür ruhlu, rahat arkadaşlara  yılda 12 günlük bir izin çizelgesi yeterli olacak mı sizce? Ya da müdürünüzle girdiğiniz bir toplantıda “büyükler” konuşurken ” küçüklere” dinlemek düşer şeklindeki geleneksel usta çırak ilişkisi, kendini ifade etmekte kural tanımayan bu arkadaşların psikolojisini nasıl etkileyecek. Uluslarası firmaların bunları düşündüğünü ve ortamlarını evrimleştirdiğini, yöneticilerini eğittiğini biliyorum. Ama kurumsallaşamayan, ya da kurumsallaştığını zanneden,  geleneksel yönetim metodları uygulayan yerel firmalar,  nitelikli insan kaynağı savaşları açısından büyük bir rekabetin içerisine hızlı adımlarla ilerliyor diye düşünüyorum.

Dolayısıyla, yeni nesil ile ne olacak bu iş hayatının hali, sorusunu sormak daha anlamlı gibi görünüyor. Yeni nesili çalışan olarak kazanmak , onları memnun etmek ve uzun süreler aynı firma için çalışmalarını sağlamak gün geçtikçe daha zorlaşacak diye düşünüyorum…

İş hayatında başarı

Daha önce başarılı bir iş alanı kurmak üzerine bir yazı yazmıştım, bu yazıdaki yaklaşımımın kurumsal iş hayatındaki çalışanlara kariyer yolunda ışık tutabileceğini düşünüyorum…

Yazı şöyleydi;

“Biraz düşündüğümde yeni bir iş alanı geliştirirken şu süreçler çıkıyor ortaya, bir işin tamamlanmasını %100’lük bir süreç olarak kabul edersek ;

  1. “İş”  fikrini yaratmak ve olgunlaştırmak: %40
  2. Ürünü teknik olarak geliştirip ortaya çıkarmak: %20
  3. Ürünü pazarlamak ve satmak: %40

Bunlardan birinci maddeyi herkesin yapabileceğini düşünmüyorum, bu alanda mükemmelliğin kişilerin  kişisel yetenekleriyle doğru orantılı olarak arttığı kanısındayım. Ancak bu konuda yetenekleri sınırlı olan birisi “ürün pazarlama ve satma” yüzdesini ilişkileri – networking- vasıtasıyla  %70-80 e çekerek açığını kapatabilir. Ürünü teknik olarak geliştirip ortaya çıkarmak ise en basit olanıdır bunu genelde yapacak birileri mutlaka bulunur.

Üzerine düşülmesi gereken; “ürünü pazarlamak ve satmak” becerimizi yani networking i olabildiğince yukarı çekmek, ya da yarattığımız iş fikrini öyle mükemmel tasarlamak ki ürün kendi kendini satsın.”

Kurumsal iş yaşamındaki bir çok kişi yukarıda bahsettiğim üç maddeyi farkında olarak veya olmadan, belirli ağırlıklarla gerçekleştirmekte. Bence doğru denge kurumsal bir ortamda çalışıyor dahi olsanız, kendi işinizi yapıyor gibi farklılık yaratabilecek bir iş alanı yaratabilmekte (madde 1) ve/veya kurum içindeki networking i çok yüksek tutabilmekte (madde 3) . Bu konulara yeteri kadar önemi veren kişilerin kariyerinde daha hızlı ilerlediğini gözlemliyorum. En fazla yapılan yanlış ise yalnızca işin kendisini yapmaya (madde2) harcanan çok fazla zaman ve çaba… Emin olun kurmaya çalıştığınız iş alanı gerçekten farklılık yaratmıyor ve networking i dikkate almıyorsanız, üzgünüm ama, biri beni görsün/duysun çabalarınız  büyük bir oranda boşa gidecektir…

İş hayatı evliliğe benzer…

Geçenlerde bir arkadaşımın söylediği bir söz üzerine düşündüklerimi sizinle paylaşmak isterim… Şöyle söyledi; “Çalıştığımız şirket ile ilişkilerimiz evliliğe benzer, her şey mükemmel değildir, önemli olan dengeyi kurabilmektir…” Gerçekten de öyle değil mi, bazen yaptığımız iş ve sorumluluklar bizi tatmin etmez, bazen beraber çalıştığımız yöneticiyle veya kurumun kültürüyle uyuşamadığımız noktalar vardır, bazen de maddi menfaatler yeterli olmaz… Daha bir çok şey sayabiliriz… Belkide bu beklentileri Malcom Gladwell’in Outliers kitabında özetlediği gibi, üç başlığa indirgemek dengeyi kurabilmek için işimizi kolaylaştırabilir.
İş hayatı denklemindeki en önemli üç değişken şunlardır:
1- İşi yönettiğini hissetmek
2- Sahip olunan bilgiyi işte kullanmak
3- Yapılan işin sonuçlarını görmek, hem maddi hem de manevi…
Size uygun olan karışım dengesini ancak siz bilebilirsiniz, size sadece şu yorumda bulunabilirim; bu başlıklardan herhangi birinin %100 olması ve diğer ikisinin %0 ‘a yakınlaşması gibi bir denge ya da dengesizlik, emin olun size mutluluk getirmeyecektir. Bunun yanı sıra tüm beklentilerin %100  olamayacağını,  ”doğada hiç bir şey mükemmel değildir”  dersinden zaten biliyor olduğunuzu varsayıyorum…
Buyrun kendiniz için ideal karışımı yaratın ve onun peşine düşün, neyi aradığınızı bilmek hayatınızdaki hayal kırıklıklarınızı azaltacakdır…