Mobil İnternet nereye gidiyor-2

Daha önce yayınladığım “Mobil İnternet nereye gidiyor” başlıklı yazımda, operatörlerin önümüzdeki dönemde mobil internet açısından ciddi kar marjı sıkıntılarıyla karışılacağını dile getirmiştim. Bu konuda totaltele.com un yayınladığı bir makeleden bir bölüm paylaşmak istiyorum… Yazının devamını buradan okuyabilirsiniz.

***

The study looks specifically at the mobile data segment, not including SMS. And McCahill insists the figures used to compile the study were “very conservative” in terms of both data volume increases and revenue decline.

The way things stand, the business model for mobile operators in developed markets “will go cash flow-negative within the next strategic investment cycle,” McCahill warned.

The answer, Tellabs says, is to move away from bandwidth-only services and concentrate on applications-based services to generate additional revenue streams. And underpinning that will be a greater focus on policy management, thereby enabling telcos to manage their network traffic efficiently.

***

Mobil İnternet nereye gidiyor?

Bir kaç haftadır okuduğum raporlar, analizler ve güncel haberlerin işaret ettiği bir durum var; cep telefonundan mobil internet kullanım alışkanlıklarını ve ADSL ücretlendirme modellerini baz alarak hazırlanan mobi internet (3G modem vb.) tarifeleri, önümüzdeki günlerde operatörlerin başına iş açacak gibi…

Nedenini şöyle bir örnekle açıklayayım; evlerimize aldığımız 19 litrelik suyun fiyatı 6.5 liradır, sokakta ya da trafikte çok susadığımızda aldığımız 0.5 litrelik suyun fiyatı ise 0.5 lira.  Şayet 0.5 litrelik paket su ile müşteriye sunduğunuz “anlık su ihtiyacını giderme” değerini göz ardı edip direkt alınan şey “su” dur dolayısıyla fiyatlama eve alınan suyla benzer olmalı algısına oynarsanız, 0.5 litrelik suyu 0.15 lira gibi bir fiyattan satmanız gerekir ki, bu marjlarla bu iş lanını devam ettirmeniz mümkün olmaz.

Mobil internet konusunda da önümüzdeki dönemde olacak şey tamda buna benziyor; operatörler “ADSL’de internet, mobil internet de internet, dolayısıyla ücretlendirme modelleri benzer olmalıdır” bakış açısından sıyrılarak  ve interneti  ”commodity” çerçevesine sokmaktan vazgeçip, “mobil olarak herhangi bir yerden ADSL hızında internete bağlanmak başlı başına premium bir değerdir”  konumlamasına önce kenndisini ikna etmelidir. Dolayısıyla 0.15 liraya satıp kar edilmeye çalışılan 0.5 litrelik su 0.5 liradan satılmaya çalışılacaktır.

Peki  pazarda yerleşmiş olan müşteri algısı ne olacak diyebilirsiniz. Operatörler bunu üç şekilde yönetmeye çalışacaklar diye düşünüyorum; 1) “all you can eat” veya “flat-rate” tarifelerinden “usage based” üretlendirmelerine geçiş,  2) katmadeğerli servislerle paketlenmiş daha yüksek fiyatlı paketler,  3) servis kalitesi, hız ve servisleri networkte önceliklendirme bazında fiyatlamalar… 2010/Q4 te LTE geçişine hazırlanan AT&T de mobil internet fiyatlama değişiminin sinyallerini vermeye başladı bile, işte örnek haberi.

Tüm bu değişimin gerektiğini söyleyen analizlerden birisi şöyle diyor; flat rate tarife modellerini kullanan operatörlerin genel mobil internet kullanıcı alışkanlıklarına bakıldığında, yaklaşık %5-7  lik bir kullanıcı toplam trafiğin %35-40 nı oluşturuyor. Bu durum, 100 birimlik kapasitenizden 100 lira kazanabileceğiniz yerde 65 – 70 lira kazanmanız anlamına geliyor ki, günümüzde kabaca %20- 25 civarında kar marjı olan operatörler için bu birim fiyatlar, başabaş veya zarar konumunu işaret ediyor.

Telecom Conceptshops

Yurtdışına gittiğimizde bir çok operatörün “conceptshop” ismi altındaki şubelerle, pazara çıkmamış yeni teknolojilerle müşterilerini tanıştırmak istediklerini ve “biz rakiplerimize göre teknolojide daha ilerideyiz” söylemini sahiplenmeye çalıştıklarını görmekteyiz. Buna benzer çalışmalar Türkiye’de de operatörler tarafında yapılmakta ancak yukarıda bahsettiğim gibi müşterilerini ne kadar yeni teknolojilerle tanıştırabiliyorlar ve teknolojide ileri olma imajını ne kadar hakkıyla sahiplenebiliyorlar biraz soru işareti. Bu şubeleri gezip incelediğimde “conceptshop” lar yeni konseptlerden daha çok; telefon modelleri, tarifeler ve uzun süredir pazarda olan ama müşterilerin ilgisini çekmemiş servisleri müşterilere sunmaktan öteye gidemiyor. Bu alanda “me too” denilen benzer yaklaşımlardan ziyade gerçekten herkesi şaşırtacak teknoloji demolarını 3-4 “conceptshop” ta sunmak, şu anda pazarda devam eden fiyat/kontör savaşlarına farklı bir soluk ve heyacan getirebilir diye düşünüyorum. Telekom operatörleri bu conceptshop’ ların artık hakkını vermeyi düşünmeli…

Bu arada ekte sizinle paylaştığım resimde Turkcell conceptshop önünde bir şeyler ima eden TT telefon kulübesini göreceksiniz, belki Turkcell’in bu kulübenin yanına cep telefonu ile konuşma kulübesi yaptırması güzel bir cevap olabilir, ne dersiniz…

Telekom değer zinciri

       Telekomünikasyon dünyasının büyük resmini çizmek istediğimde aşağıdaki gibi bir görüntü ortaya çıktı;

          Değer zinciri yaklaşımının doğası gereği her halkanın büyük resimde bir anlamı olmalı ancak birçok durumda bu halkanların anlam ağırlıkları eşit olmayabiliyor. Telekomünikasyon dünyasında karşılaştığımız durum buna çok iyi bir örnek teşkil ediyor.

          Telekom sektörü gelişmeye devam ettikçe değer zincirinin başında bulunan Terminal ve sonunda bulunan İçerik halkaları Toplam Çözüm’ün en değerli yapı taşları haline geliyor. Kısaca çözümün müşterideki değerini %80-90 oranında belirleyen bu iki halka olmaya başlıyor. O nedenle günümüzde Erişim ve Servis arasına sıkışmış Telekom operatörleri Terminal ve İçerik yönlerine genişlemeye çalışırken, Terminal sağlayıcılar Erişim ve Servis tarafına doğru ilerleyip değer zincirindeki ağırlıklarını artırma amacındalar. Böylelikle müşterileriyle sadece terminal alımı esnasındaki kısa süreli iletişim yerine servisler vasıtasıyla sürekli iletişim kurup yukarı/çapraz satış fırsatlarını kolluyorlar

          Gelelim İçerik Sağlayıcı’ lara;  kendilerine bu  bu zincirin en “tok satıcı” üyeleri diyebiliriz, eninde sonunda her içeriğin bir alıcısı mutlaka vardır, bu durum da tok satıcı olmaya yeterlidir, sizce de öyle değil mi? Örneğin; hangimiz Örümcek Adam filmini izledim o nedenle Terminatör filmini izlemeye ihtiyacım yok diyebilir, konu ihtiyaç değildir çünkü eğlencedir o nedenle konu  nicelikten ziyade nitelik önemlidir… Peki ya ihtiyaç ; Turkcell/Avea/Vodafone hattım var ikinci bir hattı neden alayım ya da iPhone telefonum var yeni bir cihaz almama gerek yok gibi söylemlerde gizlidir. Bu durumda değer zincirinin en “değerli” üyesi İçerik için “Content is the King” demek yanlış olmaz sanırım…

          Peki tüm bu halkalardan en iyi karışımı yaptık ve inci gibi yanyana dizip en mükemmel çözümü oluşturduk, sizce işlem tamam mı? Hayat kimya denklemlerinde varsayılan NŞA ortamı gibi olsa idi bu soruya “evet” denebilirdi ancak ne yazık ki öyle değil,  bu denklemin sonucunu en dramatik şekilde değiştirebilecek etken ; Regülasyonlar‘dır. Regülasyonlar üzerine çok laf söylemeye gerek yok, matemetiksel olarak aşağıda verdiğim denklem Regülasyon uygulamalarının sonucu ne kadar değiştirdiğini anlamak için yeterlidir diye düşünüyorum. Belkide söylenmesi  gereken en önemli şey Regülasyonlar tüketicilerin daha kaliteli hizmet almasını ve ülke kaynaklarının verimli kullanılmasını gözetmek için vardır …

Sektörün kurallarına çok fazla müdahele = iş alanının kısırlaşması,  çok az müdahale = kaos ve/veya  tekelleşme  ye neden olur. O nedenle, pazar gelişimine engel olmadan, tüketici çıkarlarının ve ülke kaynaklarının verimli kullanımını gözetmenin zor ve direkt sonuca etkiyen bir iş olduğunu düşünüyorum…